TÜETİMDE PAZARLAMANIN GÜCÜ

TÜKETİMDE PAZARLAMA’NIN GÜCÜ 

Dr. Smmm İsmail Yavuz1*
Dünya nüfusu artıkça insan hayatı sürekli değişime maruz kalmaktadır. Bu kadar hızlı değişen yaşam koşullarında hiç değişmeden devam eden unsurlarda yok değildir. Dünyanın neresinde olursak olalım insanların hiç değişmeyen yeme-içme, nefes alma, uyku gibi temel ihtiyaçları vardır. Bu değişmez ihtiyaçlarımızı edinim şekli zaman yer ve kaynak bakımından değişiklik gösterebilir hatta tatmin olma durumu da zamanla farklı olabilir. Ama hayatımızı idame ettirmek için temel ihtiyaçlarımız hep aynıdır. İnsanlar gibi ticaret hayatının varlığını oluşturan işletmeler işte bu temel ihtiyaçlara göre kurulur ve üretim yaparlar. İşletmeler varlıklarına uygun koşulları ticaretin içerisinde yerinde getirmedikleri takdirde tıpkı insanlar gibi ölürler. İnsanlık tarihinin bir parçası haline gelen işletmeler ürettikleri ürünleri tüketicilerin satın almaları ve tüketiciye ulaştırmaları için zamanla piyasa koşulları gereği zorunlu olarak pazarlama şekilleri ve teknikleri de değişir. Birçok ürün bir ihtiyaç nedeni ile yerel olan talebi ulusal talep haline gelebilir. Bu ulusal talep haline gelen ürünün kim daha iyi tanıtır, dağıtımını yapar ve pazarlamasını sağlarsa sektörün kazancını o belirler. Birde bunun yanında rakipler ile rekabet savaşları başlar.
Birçok zaruri ihtiyacın karşılanması için üretilen ürünler talep arttıkça pazar genişledikçe bunlarla birlikte arkasından çok büyük ekonomik yatırımların yapılmasına sebep olmuştur ve çok büyük istihdam sahası açılmıştır. Mesela elektriğin icat edilmesinin sebebi Thomas Edison’un annesinin acil olarak gece hastanede apandis ameliyatı yapılması için gerekli ışığa ihtiyaçtan başlayıp bugün hayatımızın her alanında kullandığımız devasa yatırım yapılan sanayii alanı olmuştur. Burada ihtiyaçların ortaya çıkması ile yeni yeni ürünler ve bu ürünlerin ihtiyaç sahiplerinin satın alma imkanlarına göre pazarlama teknikleri doğmuştur. İşte bu nedenle işletmeler zamanla yeni pazarların oluşmasıyla devasa şirketlere dönüşürken pazarlamada kurumsallaşmanın önemli bir unsuru haline gelmiştir. Birçok akarsu ulaştığı gölü, denizi veya barajı doldururken geldiği yerlerde nice dereleri bağrına katarak büyüyerek gelmiştir. Bazen ezici gücü ile vadileri aşarken bazen birçok ovaya hayat verir. Eğer su verimsiz olsa içinde onca canlıyı barındırması mümkün değildir. Pazarlama unsuru da insanların ihtiyaç duyduğu zaman o ürünü kolaylıkla elde etmesini sağladığı için güçlüdür. Üretilen ürünün tanıtımının anlatılarak yapılması yeterli değildir. Bu yüzden tatbikatı yapılmalıdır. Örneğin fuarlar düzenlenir. Ancak bazen ürünleri pazarlamak için fuarlarda yetmez canlı canlı deneyim sağlamak gerekir, bu pazarlama teknikleri günümüz ticaret sistemin maalesef olmazsa olmazıdır. Daha çok kazanmak için daha çok satış yapmanın yolu yeni pazarlar bulmaktan geçer. Birilerinin kazanması için birilerinin harcaması gerekir ama bunu zorunlu olarak veya keyifle yaptırmak için inandırmak harcamaya zihinsel olarak hazırlamak gereklidir. Sektörel anlamda pazarlanan ve sürekli ihtiyaç olan insanların yaşamlarının odak noktası olan ilaç sektörü de geniş bir ticaret sahasıdır. Örneğin ilaç şirketleri için en iyi hasta ölmeyen ve iyileşemeyen hastadır, yaşadıkça sabit müşteridir. KPMG Türkiye’nin hazırladığı “Sektörel Bakış 2020 – İlaç Raporu”nda ilaç sektöründe 2019 ve 2020 değerlendirildi. KPMG Türkiye İlaç ve Sağlık Sektör Lideri Hakan Orhan, ortalama yaşam süresindeki artışın da desteklediği sektörün, dünyada yaygınlaşan sosyal devlet kavramıyla, sürdürülebilirlik sorunu yaşamadan büyüdüğünü söyledi. Orhan, “Hızla artan teknolojik gelişmeler; sektörün kendi sınırlarının ötesine geçmesine yardım ederken yepyeni açılım alanları yaratıyor. Mesela Ar-Ge harcamaları üst seviyede olan sektör, verimliliklerini artırabilmek ve müşteri erişiminde optimum noktayı yakalayabilmek için büyük veri işleme ve blok zinciri kullanımlarını devreye alıyor. Sektör, sadece tedavi amaçlı ilaçlar alanında değil, yaşam kalitesini artırmaya yönelik tüketici ürünlerinde büyüme kaydediyor. 2023’te 1,5 trilyon dolar sınırını aşması beklenen büyüme gelişmiş ekonomiler öncülüğünde sağlanacak. Brezilya, Çin ve Hindistan pazarları büyümeye katkı verecek” dedi. Orhan, dünya genelinde reçeteli ilaç satışlarının yıllık yaklaşık yüzde 7 büyümeyle 2024’te 1,1 trilyon dolar büyüklüğe ulaşmasının beklendiğini kaydetti. Hakan Orhan, “En hızlı artış, katma değeri yüksek olan ‘yetim ilaçlar’ kategorisinde görülecek. Jenerik ilaç satışlarındaki artış görece sınırlı kalacak. Jenerik ilaçların 2019 yılında toplam reçeteli ilaç satışları içindeki yüzde 9,4 seviyesindeki payının 2024 yılında yüzde 7,4’e gerileyeceği; yüzde 16,0 olan yetim ilaçların payının ise yüzde 20,2’ye çıkacağı tahmin ediliyor.” Görüldüğü üzere yayınlanan bu rapor ile zorunlu ihtiyaçların karşılanmasında pazarlama sektörünün ne kadar hızlı yol aldığını doğrulamaktadır.
Başka bir sektöre ise Hazır Giyim, onlarca tekstil ve benzeri ürünlerden üretim yapılır, defileler düzenlenir, sürekli yeni modeller çıkarılır, yeni tarzlar geliştirilir ve sürekli yeni şeyler alma isteği sağlanır. Hazır giyim tüketiminde en temel unsur kişinin giyinme ve korunma ihtiyacıdır. Yaş, cinsiyet, yaşanılan yerin kültürel ve iklimsel özellikleri, kalite ve fiyat dengesi, gelir seviyesi, tasarım ve modaya uygunluk tüketici tercihlerinde etkili olan başlıca unsurlardır. Dünya tekstil ve hazır giyim ticaretine etki eden en önemli olay, Çin’in 2001 yılında Dünya Ticaret Örgütü’ne (DTÖ) üye olmasıdır. Çin bu üyelikle “DTÖ Tekstil ve Konfeksiyon Antlaşması”na tabi olmuş ve 2005 yılında kotaların kaldırılmasıyla tekstil ve konfeksiyon ihracatını ciddi oranda artırmıştır. Kotaların kalkması ile hem arz hem de talep yönünde şiddetli bir rekabet yaşanmaya başlamış, tüketicilerin belirli bir kalitedeki ürünü daha düşük fiyatlardan talep etmesi, hazır giyim ürünleri üzerinde ciddi bir fiyat baskısı yaratmıştır. Uluslararası rekabetin en yoğun yaşandığı sektörlerden biri olan tekstil ve hazır giyim sanayi aynı zamanda en yüksek gelir getirici sektörlerden biri kabul edilmektedir. Türk tekstil ve hazır giyim sektörü üretim ve istihdamdaki ağırlığı ile ülkemiz ekonomisinin lokomotif sektörlerinden biridir. Büyük oranda ihracat odaklı olma özelliği ile ülke ekonomisine net döviz girdisi sağlamaktadır.
Bir diğer örnekse ulaşım sektörüdür. Dünyaca ünlü ulaşım firmaları hem gezi amaçlı hem ticari hem zaruri ihtiyaçlar dahilinde karadan, denizden ve havadan bu ihtiyacı karşılamaktadır.
Ticari sektörlerin içerisinde yalnızca daha uysal alanlar yoktur. İnsanlık tarihi boyunca ilkçağlardan itibaren üretilen savunma araç gereçleri ve silah ticareti en rövanşta olan ticari alanlardandır. Binlerce silah ve türevlerini üretir. Bunların birçoğu savunma amaçlıdır ama saldırının sebebi ne olursa olsun nihayetinde korunmak için bertaraf etmek gerekir. Nihayetinde hep öldürmek vardır. Bazen bakarsınız ki bir bölgede savaş çıkar durup dururken değil tabi ki ama orada birçok silah veya savunma araçları denenir onlarca insan can verir. Başarılı olanlar hem savaş kazanır hem de orada kullanılan materyallerin daha iyisi icat edilene kadar satış için iyi bir pazarlama alanı açılır. Savunma pazarı hakkında bir dergide yayımlanan yazıya göre; “Savunma sanayii üretimleri, silahla sınırlı değildir. Bu üretimlerin arasında insansız hava araçları, tanklar, uçaklar ve helikopterler yer almaktadır. Bazı ülkelerde, nükleer silah alanında da yatırımlar yapılmaktadır. Uluslararası hukuka göre nükleer silah kullanımı sivil halkı yok etmeye dayalı olduğu için suç sayılmaktadır. Ancak yine de bazı ülkeler hem tehdit hem de savunma amacı ile bu silahları geliştirmekte ve ellerinde tutmaktadır. (Bilim, Teknoloji 18 Mart 2019)”
Öldürme üzerine bir ticaret alanı varsa eğer öldükten sonrası için de elbette böyle bir ticaret alanı oluşturulmuştur. Düşünün insanlar yaşarken öldükten sonrası hayatları için onlarca para harcarlar. İnanç turizmleri ve tüketim malzemeleri hepsi daha iyi mantığı ile pazarlamanın gücüdür. İnsanoğlu var olduğu ilk günden itibaren, bir dine ait olma ihtiyacı hissetmiştir. Bu yüzdendir ki, insanoğlunun dünya üzerinde var oluş tarihine bakıldığında birçok değişik din ve inanç grupları ortaya çıkmaktadır. Böylece kutsal yerler insanoğlu tarafından kitlesel hareketler ile ziyaret edilmiştir. Bu hareketler sonucunda alternatif bir turizm olgusu yani İnanç Turizmi doğmuştur. İnanç turizmi özellikle son 30 yıldır büyük gelişmeler göstermiştir. En büyük yükselme 90‟lı yıllarda olmuştur. Dini Konferans Birliği Başkanına göre, (Wright, 2007:9) 1994‟den 2006‟ya kadar bu inanç pazarı 4.4. milyon katılımcıdan 14.7 milyon katılımcıya yükselmiştir.
İnsanları inanç turizmine yönelten nedenler şu şekilde sıralanabilir:
- Haç ziyaretinin yerine getirilmesinin vereceği manevi rahatlık,
- İnsanların kendi dinlerine mensup kişilerle tanışma ve buluşma isteği,
- Dini vazifelerini yerine getirmek,
- İnsanların kendi dinlerine ait önemli merkezleri görme isteği,
- Günahlarından kurtulmak ve Allah‟a isteklerini bildirmek isteği.
Görüldüğü üzere ölüm sonrasına hazırlanırken de insanların manevi ve psikolojik olarak huzurlu bir şekilde ölmeleri için pazarlamanın gücünü görmekteyiz.
Pazarlaması olmayan hiçbir ekonomik değer yoktur. Bu yüzden yöneticilerin pazarlamaya inanmaları gerekir. Üreticiler asıl büyük patronun müşteri olduğunu unutmamalıdır. Bir şirkettin ürününü tercih sebebi kalite, daha çok faydalanma, daha sağlıklı yaşama veya daha kolay ulaşmaktır. Ancak önemli olan ürettiğiniz ürüne piyasanın ihtiyaç gereksinimi duyduktan sonra o şirketin yöneticilerinin üzerine düşen pazarlama görevini en iyi şekilde yerine getirmesidir.
Bizim toplumumuzda bir deyim vardır. ”Müslüman mahallesinde salyangoz satmak” Bu deyim pazarlamanın ne kadar önemli olduğunu ifade eder. Pazarlama yapacağın yeri doğru seçmek talebi olmayan ürüne yatırım yapmamak diyebiliriz. Bir diğer deyimde “ Geçti Bor’un pazarı sür eşeğini Niğde’ye” diyerek zamanında vaktinde pazarda olmayı bizlere öğretmiştir. Bir dönem çok lüks olan ve üreticinin az olduğu zamanlarda ürünleri pazarlamak çok zor değildir. Ancak artık her insanın yaşamsal bir parçası haline geldiği anda rekabet ürün çeşidi maliyetler değiştikçe pazarda yer almak ürünü pazarlamakta o kadar zorlaşır.
Otomotiv sektöründe aynı segmente en pahalı araba ile en ucuz aynı kara yolunu kullanır. Aynı akaryakıt istasyonundan yakıt alır. Bu durumda akaryakıt pazarlamacıları pazarlama stratejisini sadece yakıt satmanın yanında her türlü yakıt almaya gelen müşteriye ihtiyacı olan alternatif ürünleri pazarlama strateji üzerine yoğunlaşmaktadır.
Belirli bir sektöre hitap eden ürünün çok sayıda satıcısının olduğu yerde rekabet yoğun yaşandığı için kâr marjı düşer ama kalite sürekli ve muadil ürünlerin açık net görüldüğü yerdir. Buna en iyi örnek İstanbul da Kapalı Çarşı veya Mısır Çarşısıdır. Böyle çarşı olan yerlerde alıcı zaten şartlanmış olarak gelir ve alacağı ürün nettir. Ancak kimden daha kalitelisini daha ucuza
almaya şartlanmıştır. Mahallenin tek balık satıcısı olmanız oradakilerin seçme olanağı sezonunda ise tamamen ürün kalitesi ve ekonomik durumla alakalıdır.
Bazen sizin yaratıcı fikriniz dahiyane olması çok büyük avantaj olsa bile bulunduğunuz ülke yönetimi veya yerel yönetimin siyasal kararı ile vahamete uğrayabilir. Bir anda çok iyi sattığınız ürünün yasaklanası veya ulusal yönetim tarafından satış şeklinin değiştirilmesi sizi yeni yatırımlara zorlayacaktır. Bir dönem bu ülkede akaryakıt istasyonları gibi su istasyonları vardı. Kısaca bu konuya değinmek gerekirse;2
Türkiye, 1990’li yılların başından itibaren özellikle büyük şehirlerde temelde altyapı eksikliklerinin neden olduğu önemli bir su sorunu ile karşı karşıya gelmiştir. Bu sorununun kaynağı olarak da şebekeden yeterli suyun gelmemesi ve şebekeden gelen suyun sağlıksız olması görülmektedir. 1990-1995 yılları arasında giderek sıklaşan kesintilerle birlikte, İstanbul’da kriz haline gelen su sorunu önce bizzat belediyenin Akdamla adıyla başlattığı su istasyonları ile bir miktar hafifletilmeye çalışıldı. Bu yöntemde, civardaki il veya ilçelerden su istasyonu tabir edilen su satış dükkânlarındaki depolara tankerlerle içme suyu getirilmekte ve benzin pompası ile vatandaşın bidonuna dolum yapılmakta idi. Kısa zamanda belediyenin su istasyonlarına özel şahıs istasyonları da eklendi. Daha sonra bu su istasyonlarına geçici izinler verilerek belirli bir denetim sağlanmaya çalışıldı. 1994 yılı sonlarında sadece İstanbul’da 3.000 civarı su istasyonu bulunuyordu. Ancak denetlenmesi güç çok sayıda açık su satan su istasyonunun türemesi Sağlık Bakanlığı’nı önlem almaya zorladı ve 18.10.1997 tarihli yeni bir yönetmelik ile su istasyonlarına açık su satış faaliyetlerine son vermeleri için -daha sonra 6 ay uzatılacak olan- 1 yıllık süre verildi. Bu yönetmelikte Sağlık Bakanlığı açık suya alternatif olarak ilk defa 19 lt polikarbonat damacana (tüp su) ambalajına izin verdi. 1997 yılı itibariyle ambalajlı su sektörünün ilk oyuncuları da Türkiye’de faaliyetlerine başladı. 18.04.1998 tarihinde su istasyonlarından açık su satımının Sağlık Bakanlığı’nca kesin olarak yasaklandı. O tarihe kadar açık su satan su istasyonları açık su pazarındaki rekabet nedeniyle zaten büyük çapta su satışlarını eve teslim hizmeti ile bütünleştirmiş durumdaydı. Yasağın başlamasıyla ayni dağıtım kanalından mevcut kayıtlı abonelere ambalajlı 19 lt damacana suyun ulaşması ve hızla yaygınlaşması mümkün oldu. Türkiye’nin ilk defa 1997 yılında tanıştığı bu yeni ambalajlı ürün, ek cihaz ve aparatlarıyla kullanım kolaylığının bulunması, ekonomik olması ve ayrıca adrese teslim hizmetinin veriliyor olması gibi nedenlerle bugün su sektöründe litre bazında hem liderliğe oturmuş hem de pazarı çok büyütmüş durumdadır. Görüldüğü üzere bir dönemin siyasal yönetimler, ekonomik yatırımlar, sanayii yatırımları veya göç nedeni ile içme sularının sağlığı tehdit edercesine bozulması bir yeni bir pazarlama alanın açılmasına neden olmuştur. Bazı değerlerimizin namı doğduğu yerin önüne geçmiştir. Bu pazarlama sayesinde olmuştur. Burada son dönem sosyal medya ve görsel basının getirdiği imkanlar inkar edemeyiz. Bizim ürünümüz ne kadar kaliteli ne kadar lezzetli veya dayanıklı olursa olsun eğer onu geniş kitlelere pazarlama çabalamadığımız zaman bir başkası alır geliştirir ve onun o artık sahibi olur. Bu konuda birçok ürüne son dönemde coğrafi işaret almak bunun bir parçasıdır.
Pazarlama konusunu önem ve çeşitlerine göre özetledikten sonra yarım asırdır pazarlama sektöründe büyük bir yer edinen pazarlama çeşitlerinden Network Marketing konusuna kısaca tarihsel gelişimini, gücünü ve önemini irdeleyelim.
Network Marketing Nedir?3
Gün geçtikçe yayılan, 21.yy’ın ticaret sistemi olarak görülen ve doğrudan satışın geliştirilmiş bir türü olan Network Marketing (ağ pazarlaması), kişinin tamamen kendi emeği ile doğru orantılı gelir sağlamasına imkân veren bir sistemdir. Network Marketing‘in bu kadar ön plana çıkmasının sebebi ise takımın tümüne eşit fırsatlar sunması, başlamak için bilgi ve deneyim gerektirmemesi ve çalışma saatlerinin kişinin kendisi tarafından belirlenmesi olarak görülebilir.
Network Marketing ne zaman doğmuştur? Birçok uzman, network marketing yöntemini ilk kez başarıyla kullanan Carl Rehnborg olduğu konusunda hemfikirlerdir. Tavsiyenin gücünü çokça deneyen ve sonrasında bu güce çok inanan Carl Rehnborg 1934’te bu mantıktan yola çıkarak California Vitamin Company şirketini kurar ve satışlara başlar. 1945’te ise Network Marketing sistemini çok daha iyi bir hale getirerek Nutrilite Products şirketini kurar. Nutrilite daha sonra bir anlamda, birçok katlı pazarlama devinin doğumuna aracılık etmiştir. Nutrilite Distribütörleri Rich DeVos and Jay Van Andel, Nutrilite’dan ayrılarak kendi şirketlerini, ünlü Amway Corporation’ı kurmuşlardır. Günümüzün en köklü şirketi olan Amway, 1994 yılnda Türkiye Temsilciliğini kurarak faaliyet göstermeye başlar. Böylelikle Türkiye 1994’te Network Marketing ile tanışmış olur.
3 https://emredal.com.tr/bloglar/network-marketing
Network Marketing nasıl çalışır?
Network marketing, doğrudan satış tekniğinin tavsiye mantığına dayalı bir türüdür. Ürünü alırsınız, kullandıktan sonra memnun kalırsanız tavsiye edersiniz. Bu tavsiyenin birçok reklam modelinden daha çok etkili olduğu görülmüştür. Doğrudan satışta satış mal veya ürünlerin yüz yüze evlerde veyahut ofislerde yani parkende satış sayılmayacak ortamlar dışında satışçı tarafından bilgilendirerek yapılan satış türüdür ve satışçı bunun üzerinden kazanç sağlar. Bir ileri versiyonu olan ağ pazarlama yani çok katlı pazarlamada satışçı hem bireysel olarak sattığı ürünler üzerinden hem de satışçının ekibinden gelen satışlardan kazanç elde etmektedir. Klasik pazarlama sisteminde bölge bayileri depolar satış mağazaları, satış temsilcileri ile üretici ile tüketici arasında birçok aracı unsur varken Network marketing’de sadece bir aracı vardır ve bu aracılar distribütörler olduğu için bu pay distribütörlere belirlenen komisyon planı ile dağıtılır. Memnuniyet ve tavsiye; Network Marketing’i oluşturan temel iki kelimedir. Memnun kalan tüketici tavsiye eder. Sonuç olarak sürekli talep sağlanmış olur.
Network marketign ile pazarlamanın tanımı bir başka deyişle size güvenen kişilere tecrübeniz ile birlikte satış yöntemidir. Aslında yaratılan hiçbir varlığa nefes alma öğretilmez fiziksel bir olgudur. Ama insan hariç hiçbir canlıya yiyecek yeme bulma uçma yürüme gibi temel ihtiyaçlar öğretilmez. Ancak insan bunları doğduğu günden itibaren bir öğreticiden örnekleme yöntemi ile öğrenir. Bunu neden anlattım konumuz pazarlama: İhtiyacımız olan yeni bir ürünü alacağımız zaman mutlaka onu daha önce kullanan ve tecrübesi olan kişilerden örnekleyerek talebimizi oluştururuz. Tamda burada Network marketign sistemi ile pazarlama devreye giriyor, çünkü bu sistemde o ürünü kullanan herkes o ürünün pazarlayıcısı olmaya adaydır. Danışan daha sonra danışılan oluyor ve aynı faydayı aynı kalitede daha ucuza alma imkanı varken bazen sistemi amacı dışına çıkararak tecrübeli kullanıcıya duyulan güven duygusu ile daha pahalı alındığı olur. Ama bu istisnalar kaideyi bozmaz diyerek network marketing etkili bir pazarlama sistemi olduğunu kabul etmeliyiz.
Klasik sistemde satış yapan halen ülkemizde etkin olan Esnaflık tarzı satıcılar çok fazla pazarlama becerisi istemeyen mecburi alış-verişin yapıldı işlerdir. Bu konuda geçmişte tecrübeli bir esnaf, bayanların ve çocukların alış-veriş yaptığı ticareti yapın çünkü onlar çok fazla pazarlık yapmazlar demişti. Evet bu öngörü bir dönem çarşının pazarın az olduğu tekelci konumda olunan bölgelerde kırsal alanlarda geçerliydi ancak günümüzde internet satışı ile fiyatlar arası makas daraldı her ürünün reel fiyatını yada daha ucuzunu bulmak kolaylaştı. Bu durumda insanlar ya daha çok bilinen ve tanınan ürüne yada kullanılan ve müşteri memnuniyeti çok olan ürüne yönelmiştir. Dünyada ve ülkemizde en çok kazandıran Network Marketing şirketlerine örnek verecek olursak;4 1. Amway: ABD merkezli kozmetik ve kişisel bakım firması. 2017 yılı geliri 9 milyar dolar. Türkiye’de 2017 yıl 180 milyon lira satış elde etti. 2. Avon: 1886’da kurulan kozmetik – kişisel bakım şirketi Avon bugün dünyada 6 milyondan fazla bağımsız satış temsilcisine sahip. Avon, 2017 yılında 6 milyar dolarlık satış rakamı elde etti. 3. Herbalife: 1980’da ABD’de kurulan beslenme ve takviye ürünleri satan Herbalife, Network Marketing yani doğrudan satış şirketleri arasında son yılların en büyük büyümesini elde etti. 2017 satış rakamı 5 milyar dolar. Ülkemizde özellikle gıda takviyesi , kozmetik, naturel temizlik ürünleri gibi alanlarda son on yıl içinde kurulan ve faaliyette olan Akasya Network, Anatolıan Network Ersağ, Farmasi, Gano Excel Türkiye, Ogansıa, Parvega firmaların bir kaçını saymış oluruz. Bu firmaların yazılı ve görsel basında çok fazla reklamları bulunmamasına rağmen hitap ettikleri kesim tarafından mutlaka bilinmektedirler. Burada tüketici ile üretici arasında mutlaka bir ticari potansiyelden faydalanan kesim var. Ticari kazancın olmazsa olmazı sermaye ile orantılı olmasıdır. Ancak reklam pazarlama unsurlarında en büyük pasta dilimini almaktadır. Burada üretici pazarlama için reklama yatırım yapmadan talebin artırması mümkün değildir. Üretici bu durumda görsel veya yazılı yayınlara reklam verecek satış garantisi yüzde yüz olmamasına rağmen bunu yaparlar ya da network market sistemi ile reklam yapan kullanıcıyı ödül mahiyetinde pirim vererek satıştan pay verirler. Bu network marketing satışının yanında birde ulusal veya yerel görsel basında ürünlerinin reklamını yaparak akademik uzmanların bizzat sunumları ve tavsiyeleri ile insanları doğrudan etkileyerek satış yapma ve satış notaları açarak veya bayilik vererek kar marjını maksimize eden firmaları unutmamak gerekir. Dijital Pazarlama (Digital Marketing) Parlama türlerinden birisi olan Dijital pazarlamaya değinmeden geçmemek gerekir. İnternet üstünden alınan ürünlerde pazarlama çeşitliği ön plana çıkmaya başladı. Ancak daha önce bilinen güvenilen markanın ürünlerine “önce bedelini öde sonra gelmesini bekle” tarzında bir satış sistemi oturtuldu. Tereddüt etmeden satın almayı amaçlayan bu pazarlama su istimalleri de beraberinde getirdi. Zaman zaman görsel ve yazılı basına yansıyanın belki de onlarca katı ile farklı ürün hiç gönderilmemeye veya dalga geçercesine kullanılmış arızalı ürünleri göndermeye başladılar ve sonucunda yaratılan mağdurların şikayetlerinin bir kısmı adli makamlara taşındı. Bu durumda iyi niyetli satıcılar yine yaratıcı fikirleri ile kapıda öde formülünü bularak bu sorunu aştılar. Ancak görmeden alma fikri kitlelere maliyetli tecrübelere neden oldu. Aslında insanlar fiziki olarak görmeden inanmam mantığını para harcarken daha çok kullanmaya başladılar bunun temeli güvenin olmadığı pazarda ticaret olmaz inanışı doğrudan kurumsal markalara ilgiyi artırdı. Bir boya firmasının en iyi pazarla stratejisi tüketiciye profesyonel teknik eleman aracılığı ile sunmasıdır. Çünkü teknik personel o markanın ürününü uygularken merkezden gördüğü operasyonel destekler ve promosyonel destekler nedeni ile doğrudan en iyisi bu dedikten sonra uzmanı olmayan tüketici sorunsuz işinin görülmesi için o ürüne teşvik edilmiş olur. Burada tüketicinin ekonomik fırsatından çok pazarlayıcının kalite tehditi ön plana çıkmaktadır. Aynı rafineri deposundan akaryakıt alan onlarca petrol şirketlerinin pazarlama teknikleri ve taraftar tüketici sayesinde rekabet etmeleri çok enterasandır. Çünkü tüketici hepsinin tek bir bölgede depodan alındığını çok da bilmez. Tüketicilerin ihtiyacına göre ürün pazarlamasının farklı olmasının nedeni o ürünün tüketicinin bulunduğu yere ulaşmasında zaman ve maliyet unsurlarıdır. Büyük patron evet her zaman müşteridir ama müşterinin etkilendiği ve sürekli tercihlerinin değişmesine neden olan ihtiyaç duydukça pazarını aramak ya da pazarda kendini bulmak diyebiliriz. Burada aslında dikkat çekilmesi gereken nokta Üreticinin koymuş olduğu sermayenin tanıtım dağıtım pazarlama aşamalarında rafta bekleme süresinin kısalmış olmasıdır. Network market sisteminde tanıtım dağıtım pazarlama doğrudan bir defada tüketicinin ödediği ücret üreticinin kasasına girmesidir. Ürün Stoktan dağıtıma gitmeden hasılatın hazır değere dönüşmesidir.
BİBLİYOGRAFYA
● Güzel, F. Özlem, Süleyman Demirel Üniversitesi Vizyoner Dergisi, 2010, C.2, S.2. s.87-100.
● https://emredal.com.tr/bloglar/network-marketing
● https://www.karliisfikirleri.com/network-marketing-sirketleri
● [email protected]
● https://www.stendustri.com.tr/
http://izto.org.tr/demo_betanix/uploads/cms/yonetim.ieu.edu.tr/6420_1571128471.pdf

E-posta Girişi
E-Mükellef Girişi